obezite-1200x675.jpg

5 Nisan 2018 Diğer

Temelleri 1900’lü yılların başında Dr. Jacob Levy Moreno tarafından ortaya atılmış ve geliştirilmiştir. Psikodrama, bireylere yaşadıkları sorunları yeniden ele alma, bu sorunları sorgulama ve sahneleme imkanı tanıyan, bireylerin yaşantıları ile ilgili farklı yollar denemesine yardımcı olan bir grup terapi şeklidir.

Psikodrama yaşantısı bir grup terapisi ve gelişim yöntemidir. Bireyin kendi iç dünyasına bakmasına, ilişki ve seçimlerini sorgulamasına, bu ilişkilerde yaşadığı sorunlara ve çatışmalara kendisine özgü, yaratıcı çözümler bulmasına yardımcı olur. Psikodrama kişilerdeki yaratıcılık ve spontanite becerilerinin ortaya çıkmasını ve gelişmesini sağlayan bir terapi yöntemidir.

Günümüzde “yeme bozuklukları”, “yeme tutum ve davranışları” ve “sağlıklı-kalıcı kilo verme” konuları üzerinde grup terapisi etkililiği kanıtlanmış bir yaklaşımdır. Bireysel terapiye ek olarak grup terapisinden yararlanan kişilerin yeme bozukluğu sorunlarının daha hızlı ve kalıcı bir şekilde çözüme ulaştığı, son yıllardaki güncel araştırmalarla desteklenmektedir.

Grup terapisinde, yeme davranışları aynı ya da benzer olan kişiler grup içerisinde etkileşimde bulunarak birbirlerine ayna vazifesi görürler ve yeme tutumlarını, benzeştirir ve karşılaştırırlar. Gruba katılan bireyler yargılayıcı olmayan bir ortamda, kilo sorunları yaşayan bireylere kendi hikayelerini açıkça aktarabilme ve kıyaslayabilme fırsatı elde ederler. Yeme davranışlarının arkasındaki nedenleri birbirlerine terapist eşliğinde göstererek birbirleri üzerinde sağlıklı yeme davranışları oluştururlar.

Yeme davranışları ve sağlıklı kilo verme konusunda grup terapisinin bireysel terapiye göre avantajlarını özetlersek:

  • Kendinizi yeme ve kilo sorunu konusunda yalnız hissediyorsanız, “bu problem sadece bende var” diyorsanız; benzer sorunu olan kişilerle tanışmak rahatlatıcı ve destekleyici olabilir.
  • Gruptaki diğer üyelerin yeme ve kilo problemi konusundaki paylaşımlarında kendi yeme davranışlarınızla ilgili farkındalığınız artabilir.
  • Sağlıklı kilo verme ve yeme davranışı konusunda farklı bakış açılarını dinlemek sorunlarınızı ele almanın birden fazla yolu olduğunu anlamanızı kolaylaştırabilir.
  • Başkalarına yardımcı olma hissi kendinize güveninizi arttırabilir.
  • Başkalarının sorunlarının üstesinden geldiğini görmek umudunuzu arttırabilir.
  • Farklı yaştan, cinsiyetten ve kültürden kişilerle iletişim kurmanıza yardımcı olabilir.
  • Bir grup içerisinde aidiyet, kabullenilme ve onaylanma duygusu sağlayabilir.

PROGRAMIN AMACI

  • Bireylerin kendilerini yemeğe yönelten durumlarını keşfetmek, kilo verme veya alma amaçlı doğru beslenme programına uyum sağlamak, sağlıklı beslenme tutumları geliştirmek,
  • Duygularını tanıma, adlandırma ve ifade etmeyi öğrenme, empati duygusunu geliştirme,
  • Kilo kontrolünün ve doğru beslenme alışkanlıklarının kalıcı olmasını sağlamak, yemek yeme davranışıyla duygusal dünya arasında bağ kurmak, bireylerin kendilerinde var olan gücü keşfetmelerine olanak sağlamak,
  • Problem çözme, hayır deme, karşının algı modellerini anlama, yakın ilişkiler kurabilme becerilerini kazanma,
  • Öfke ve stres ile başedebilme, beden – zihin farkındalığını geliştirme.
  • Kendilerinde  ve içlerinde varolan yaratım ve değişim gücü ile yüzleşme, farkındalık geliştirme.
  • Aidiyet ve değerlilik duygusunu kazanma.
  • Çekirdek çatışmalarını keşfetmek,
  • Duygularını dışa vurmada yemek yeme yerine sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek
  • Ego bütünleşmesi sağlamak. Ben değerinin önemini fark etmek.

Kimler Katılabilir?

25 – 55 yaşları arasında kilo fazlası olan, obezite sorunu yaşayan veya beslenme sorunları olup sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmak isteyen yetişkinler katılabilir.

Grup Süreci

Psikodrama yaşantı grubu 12 hafta boyunca haftada 1 gün 2 saatlik oturumlar şeklinde gerçekleştirilecektir.

Katılım Ücreti: Her bir oturum 100 TL

Grup Yöneticileri:

Psikodramatist / Uzm. Kli. Psikolog Murat Aldan

Uzm. Kli. Psikolog Deniz Aldan



10 Ekim 2017 Film

İnsan doğasının vahşi yönünü, sosyal normların nasıl oluştuğunu ve insan davranışını nasıl şekillendirdiğini bize bir adada mahsur kalan çocukların yaşadıkları gösteriyor.



10 Ekim 2017 Film

Zeki olmak hayattaki başarının ve mutluluğun tek anahtarı mıdır? Cevabını bize Forst Gump versin.


sicrafanus.jpg

10 Ekim 2017 Kitap

Uzun yıllar depresyonu yaşamış bir şair ve yazarın kaleminden kendi tecrübeleri ile depresyonu anlamak…


asikbeyin.jpg

10 Ekim 2017 Kitap

Kadınların beyinleri ile erkeklerin beyinleri hem yapısal hem de işlevsel olarak birbirinden farklılar. Bu farklılıkları akılda kalıcı ve eğlenceli bir dille anlatan güzel bir kitap.


Adsız-1.jpg

10 Ekim 2017 Kitap

Mülk sahibi olmak, mal varlık edinmek sıkça vurgulanır. Bunun birçok nedeni olabilir: güvende hissetmek, zengin hissetmek, gösteriş yapmak vb. Hiç mülk edinmeyen bir toplumda bu nasıl olur?


karanliginsoleli.jpg

10 Ekim 2017 Kitap

Cinsiyetçilik günümüzün en çok tartışılan konularından biri. Çeşitli kampanyalarla ”kız gibi”, “adam gibi”  kalıpları sorgulanıyor. Peki cinsiyetin olmadığı bir dünyada hiç ayrımcılık olmaz mı? Sorun sadece farklı cinsiyetlere sahip olmamız mı? Bu konu üzerinde farklı bir bakış açısıyla düşünebilmek için harika bir kitap.



10 Ekim 2017 Video

Tüm yaşadıklarımı unutayım, bana acı veren her şey aklımdan silinsin, hiçbir pişmanlığımın izi kalmasın. Pişmanlıklarımıza haksızlık etmiyor muyuz? Pişmanlıklarımızı daha iyi anlayabilmek için…


Misophonia.jpg

10 Ekim 2017 Yazılarım

Misophonia kelime anlamı olarak sese karşı aşırı duyarlı olma ve nefret etme olarak tanımlanmaktadır.Birbirini tekrar eden, rahatsızlık verici sesleri kapsar. Bu ses kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ve bu duyarlılık değişiklik gösterebilir. Yani bir süre çatalın tabağa değme sesine duyarlıyken sonraları ağız şapırtısından nefret edebilir. Bu hastalık aynı anda birden fazla sesten de rahatsızlık duymayla da olabilir. Ancak bu hastalıkta rahatsızlık duyulan belli başlı sesler vardır. Çevresindeki her sesten rahatsız olan hastalara ise Hiperakuzi tanısı konulmuştur.

Hiperakuzi aksine Misophonia belirli sesler için spesifiktir. Bu bazı semptomlara neden olan fizyolojik anormalliğin anatomik konumu hakkında çok az bilgi olsa da büyük olasılıkla merkezi sinir sisteminden kaynaklandığı sanılır. Anatomik konumunun hiperakuzinin bulunduğundan daha merkezi olabileceği öne sürülmektedir.

Hiperakuzi hastaları duydukları her sesi sonuna kadar açılmış televizyon sesi gibi duymaktadırlar. Hiperakuzi  hastaların kulak hassasiyetiyle ilgili sıkıntısı(Kulakların dinamik aralığı’nın /dynamic range azalması) varken Misophonia hastaları sadece belirli seslerde psikolojik olarak etkilenirler.

Belirtileri

Tırnak kesme, diş fırçalama, yemek yeme, nefes alma, koklama, konuşma, hapşırma, esneme, yürüme, sakız çiğneme, gülme, horlama, ıslık, televizyon sesi veya öksürük gibi sıradan sesler Misophonia sahibi insanların en çok rahatsız olduğu, hatta öfkelendiği seslerdir. Bazıları ayak ve vücut hareketleri gibi göz ucuyla gözlemlenebilir görsel uyarılardan da etkilenir. Yoğun kaygı ve kaçınma davranışı gelişebilir, sosyalliğin azalmasına yol açabilir. Bazıları da gördüğü görsel veya işitsel davranışları taklit etme zorunluluğu hissedebilir.

Yaygınlığı ve Eş Tanısı

Bu hastalığın yaygınlığı henüz bilinmemektedir fakat kişilik belirleme grupları önceki kabul görenden daha fazla olduğunu öne sürer. Genel nüfusun %4-5’inde görülen kulak çınlaması olan hastalar arasında, 2010 yılında %10 ölçülürken bazı anketler %60 gibi bir yaygınlık öne sürer.

2013’te yayınlanan bir Hollandalı çalışmasında misophonia olan 42 hasta deneğin, Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu (% 52.4) dışında çoğu psikiyatrik bozukluklar için düşük bir yaygınlık oluşturduğunu buldu.

Tedavisi

Genelde psikolojik problemlerde tedavi noktasına gelmek demek kişinin hayatını olumsuz etkileyecek seviyeye gelmesi demektir. Kişi rahatsızlığından  dolayı yaşam kalitesi düşecek seviyeye geliyorsa psikolojik tedavi gerekmektedir. Psikolojik tedavide ise odaklanacak nokta duyarlı olduğu sese karşı verdiği duygusal (öfke,nefret) ve davranışsal (saldırganlık)  tepkileri kontrol altına almaya yönelik duygu kontrolü terapileri, bilişsel davranınşçı terapi gibi yöntemler kullanılmaktadır.



10 Ekim 2017 Video

Değişebilmek için önce kim olduğumuzu, nasıl olduğumuzu, ne durumda olduğumuzu fark etmemiz, anlamamız ve kabul etmemiz gerekiyor. Değişim ancak bunlardan sonra gelebilir. Önde gelen geştalt terapistlerinden Ervin Polster’ın ağzından geştalt terapinin özünü anlatan çok güzel sözler: “ seni değiştirmekle değil, seni tanımakla ilgileniyorum”


C-e_k8eXsAAoqZw.jpg

18 Ağustos 2017 Yazılarım

Sürekli bir sıkıntı sarmalı içinde yaşıyor ve zaman zaman içinden nasıl çıkacağınızı bilmiyorsanız, olayları akışına bırakmayı deneyin. Elbet bir an gelir ve su akar yolunu bulur.


indir-1.jpg

30 Temmuz 2017 Yazılarım

Sorularla dolu bir başlangıç olduğunun farkındayız. Ama sorular iyidir. Yanıt buldukça, farkındalık katsayısı artar insanın. Farkında olmak ise, kendinizi keşfetmenin özüdür. En önemlisi de mutlu olabilmenin... Öyleyse şimdi bir soru daha geliyor: ‘Siz kimsiniz?


Başlıksız-1.jpg

22 Temmuz 2017 Yazılarım

Sen kendini yok sayarsan eğer, başka kimler yok saymaz ki... Psikoterapist Çağatay C. Öztürk'ün dördüncü kitabı yaşamdaki öncelik sırasını gözden geçirmeyi arzulayan herkes için…


indir.jpg

8 Temmuz 2017 Yazılarım

 İçinde yaşamakta olduğumuz sistemde varlığımızı göstermek için neden sesimizi duyurmaya hatta yükseltmeye ihtiyaç duyarız?


© 2020 Deniz Aldan | Powered By Crayon Dijital